MimarlıkPlanlama

Kent Planlamasına Dair

Kentlerin mekansal oluşumu, birleştirici ve bütünleştirici bir bakış açısıyla nasıl ele alınmalıdır? Bu noktada farklı disiplinlerin birlikte çalışması neden önemlidir?

Kent planlaması, gün geçtikçe önem kazanmaktadır. 100 yıllık bir sürecin ardından gelişen Kent Planlaması zamanla; planlama ve mimarlığın birlikte ele alınması gerektiği düşüncesini meydana getirmiştir.

Kırsal oluşumlardan kentsel oluşuma geçildiğinden beri, kent-kır arasında bir uçurum oluşmuştur. Bununla birlikte durmaksızın gelişmeye devam eden kentler, toplumsal ve mekansal farklılıkları beraberinde getirmiştir. Bu ayrım neticesinde varılması gereken tek bir sonuç vardır: Planlama ve mimarlık disiplinleri birlikte düşünülmeli, kentler bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmalıdır.

Zaman ve Mekan KesitiKentsel Planlama Mimarlık Planlama

Kent-kır arasındaki etkileşimi incelediğimizde, doğadan gitgide eksilttiğimizi söylemek mümkündür. Çoğumuz bütün bunları rahatlıkla gözlemleyebileceğimiz sanayi kentlerinde yaşamaktayız. Tarihsel değerlerimiz tahrip edilmekte, kültürümüz gitgide yok olmakta ve en önemlisi doğayı hiç durmadan tahrip etmekteyiz. Bu bağlamda kentsel planlama, zamanı lehine kullanarak; doğanın mekan kesiti içerisindeki yerini sorgulamalıdır. Gerçekleştirilecek olan plan ve projelerde yeşil alan endeksine dikkat edilmelidir. Böylelikle doğal güzelliklerin geleceğe miras bırakılması ve sürdürülebilirliğin sağlanması mümkün kılınabilir.

Yerleşme DinamikleriKentsel Planlama Mimarlık Urban Plan

Kentlerin mekânsal oluşumu, organik biçimlere dışsal müdahalelerin yapılmasıyla şekillenmektedir. Kentsel planlama, kentin dinamiklerini belirleyen bir ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır. Peki günümüz kentlerine bakıldığında, kentlerin yerleşme dinamiği ne ölçüde dikkate alınmıştır? Meydana gelen karşıtlıkların doğa ile eş zamanlı bir şekilde uyum göstermemesi; diğer bir deyişle dışsal müdahalelerin doğal dengeleri bozması normal bir durum mudur? Bütün bunlar, farklı disiplinlerin bir uyum içerisinde çalışmadığının göstergesidir aynı zamanda…

Burada yapmamız gereken tek şey meydana getirdiğimiz tahribatların telafisini yapmaktır. Bunun içinde gerek mimarlara gerekse plancılara büyük sorumluluklar düşmektedir.

Bütüncül ve Birleştirici Bakış AçısıKentsel Planlama Mimarlık Urban Planing

Kentler, imgeler ve sembolleri içerisinde barındırır. Elbette imgeler demişken, Kevin Lynch-Kent İmgesi kitabından bahsetmemek olmaz. Lynch’in özellikle üzerinde durduğu bir konudur çevresel imgeler. Burada iki aktör bulunmaktadır. İlk aktör olan gözlemci, çevreyi gördüğü ve algıladığı şekilde anlamlandırmaya çalışır. Gördüğünü sınırlandırarak, vurgu yapmak istediği nesneyi tanımlar. İkinci aktörümüz ise nesnelerdir, yani anlamlandırılan. Gözlemcinin imgelem dünyasının oluşmasına doğrudan katkıda bulunan çevre, direkt olarak nesne konumundadır. Herkesin gördüğü ve algıladığı formlar başka olduğu için, her bireyin kendi imgesini yarattığını söylemek doğru olacaktır. Peki bunun bütüncül ve birleştirici bakış açısı ile nasıl bir ilgisi vardır?

Kentsel Planlama Mimarlık Urban Planing Kevin Lynch Kent İmgesi

Lynch’in sınıflandırmasında olduğu gibi, çevresel imgeyi üç şey ile tanımlayabiliriz. Bunlar yapı, kimlik ve anlamdır. Kent üzerine yapılan çalışmalarda ilk olarak kentin taşıdığı anlam tartışılır.  Bu anlam kimi zaman kentin taşıdığı kültürel kimlik, kimi zamansa kentin üzerinde bulunduğu bir coğrafyadır. Aktörlerin etkin bir biçimde faaliyet gösterdiği kentte, her şey bir bütün olarak algılanmalıdır. Bu yüzden kent, bütüncül ve birleştirici bakış açısı ile ele alınarak; sorgulanması ve üzerine tartışılması gereken bir konudur. Ve yine bu yüzden farklı disiplinlerin bir araya gelerek ele alması gereken bir olgudur…

 

Daha Fazlası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapat